Mustafa'nın Blogu

Mustafa Kılınç Blog Sayfası

CV'nin anlamı açılımı nedir?

İlk anda ingilizce iki kelimenin kısaltması diye düşünülüyor belki ama çok daha farklı bir durum var. Curriculum (koşu, yarış anlamında) ve Vitae (Hayat, yaşam) anlamında iki kelimenin baş harfleri... 

Buradan da çıkarılacağı üzere CV nedir diye sorulacak olursa cevabı Hayat Koşusu'nun bir özeti...

Fiş ve yol, su, köprü ters orantısı

Sene 1990 lar. Alış veriş sonrası "fişini de al Mustafa Ali" reklamları tv lerde gösterilir bunun yol, su, köprü olarak döneceği söylenirdi. Ay sonu hummalı şekilde vatandaş 1 aylık fişleri üst üste koyar vergi iade zarfına özenle yazardı. (Hep aklıma gelmiştir bu kadar zarfı ve içeriğini kontrol  edecek mekanizma var mıydı? )

Bütün bu hassasiyete karşı duble yolların, köprü, tünel ve kesilmeyen suların gelişi vergi iadesi zarfının yürürlükten kalkmasını beklemişti...

sebil, su, para ve hava...

Bir zamanlar Ankara sokaklarında esnafın koyduğu sebil'lerden su içer, sebile zincirle bağlı ve herkesin kullandığı genelde kırık bardak yerine elimle içmek için uygun pozisyonu arardım.

Suya para vermenin garip karşılandığı zamanlardı.

(Çok uzak değil, 2000 yılında Ulus caddeleri gözümde canlanıyor)

Bir çekimlik nefes için para vereceğimiz zaman da gelecek mi?

SQL Server Integer Değerleri String gibi Toplama

SQL Server'da oluşturduğunuz bir view'da bir kolona diğer iki kolondan gelen integer değerleri sayısal değil de string gibi yanyana toplamak istiyorsanız :

SayilarTablosu tablonuzda Sayi1 kolonunda 23, Sayi2 kolonunda 11 değerleri olsun aşağıdaki komutla oluşacak view sonucu : 

23, 11, 23 11 

olacaktır.



SELECT     Sayi1, Sayi2, CONVERT(varchar(12), Sayi1) + SPACE(1) + CONVERT(varchar(12), Sayi2) AS EXPR1

FROM         dbo.SayilarTablosu

Excel'de Yazıları Toplamak

Excelde basit bir işlem ancak olayı matematiksel düşünüp de + işaretiyle yapmaya çalışınca sonuç çıkmıyor. İki hücredeki yazıları toplayarak bir başka hücreye yazmak istiyorsanız kullanmanız gereken excel komutu  CONCATENATE yani BİRLEŞTİR komutu olmalıdır.

Örnek :

A1 hücresi içeriği : Mektuplarım

A2 hücresi içeriği : geldi mi?

A3=CONCATENATE(SourceData!A1;" ";SourceData!A2) 

Sonuç olarak 

A3 hücresi içeriği : Mektuplarım geldi mi?

Csharp'ta Excel Roundup Özelliğini Kullanma

Excel'deki roundup özelliği basti açıklamasıyla iki sayıdan büyüğünü küçüğüne böldüğümüzde küsüratlı bir değer kalıyorsa bunun bir üstteki tam sayıya yuvarlanmasını sağlar.

Benzer bir özelliği csharp ya da asp.net platformunda kullanmak isteyenler aşağıdaki kodları kullanabilrler :

double  hesaplanan = Math.Ceiling((double)buyuksayi/kucuksayi);


MS SQL Tüm Tabloları Silmek İçin SQL kodu

Veritabanını sağ tıklayarak sql query'ye aşağıdaki kodu yapıştırıp çalıştırmanız yeterli olacaktır.


EXEC xp_cmdshell 'SQLCMD -U -P -Q 'EXEC sp_MSforeachtable @command1 = "DROP TABLE ?"


Access veritabanı kullanıyorsanız DROP TABLE kod bloğunu kullanabilirsiniz.

En Önemli Nokta!

Kendine En Yakın Noktaya Mesafesi
Bir noktanın önemi belirlerken kendisine en yakın olan noktayla mesafesi mutlaka dikkate alınmalıdır. Yanyana duran iki noktadansa birbirinden uzak iki nokta daha fazla öneme sahip olacaktır. Üç nokta yanyana geliyorsa, birinciyle üçüncü veya ikinci arasında bir fark olmayacaktır.

Noktanın Durduğu Yer
Bir cümlenin tamamlanmasıyla ardına koyulan nokta, cümleden önce koyulan noktadan daha önemli olur. Ancak cümle öncesindeki nokta da başka bir cümlenin tamamlanmasıyla koyulmuşsa bu de en az diğer cümle bitişinde bitişinde koyulan nokta kadar önemli demek olacaktır.

Noktanın Önemini Artırıcı Durumlar
Farklı etkenler noktanın önem derecesinde de değişikliğe neden olacaktır. Örneğin soru işaretinin altında kullanılan nokta tek başına kullanılana göre daha önemli fakat ünlem işaretindeki nokta ise soru işaretine göre daha da önemlidir.


En Önemli Nokta!
.

Babam ve Hakim...

Rize'de geçen günlerde yaşanan bir olay benim de zamanında başımdan geçen bir olayı hatırlattı bana. Benzerlik öyle ki, yıl 2011 ben de babamla beraber ömrümde ilk defa adliye yollarına düşmüştüm. Üstüste gelen arkadan yazılan trafik cezaları nedeniyle trafik mahkemesine dilekçe vermeyi önermiştim babama. Tabi aynı dönemde herkese arkadan yazılan cezaların ulaşması nedeniyle olsa gerek aşırı bir yoğunluk vardı. Ya da trafik polisleri birden aşka gelmiş ve görev bilinciyle çelişkilerle dolu da olsa ceza makbuzlarını üşenmeksizin doldurmaya başlamışlardı.

Bu durumdan şekvacı bir Türk Vatandaşı olarak hakkımı arayacağım yer olarak (henüz hiç işim düşmediğinden çok iyimserdim sanırım) adliyeyi adres görerek ilgili 30 küsür tane makbuzu aldık ve babamla adliyeye gittik. Tabi 30 küsür tane cezayı istedikleri ek belgelerle (nufus cüzdanı fotokopisi, arabayı sattığımız için satış sözleşmesi, trafik cezası, ceza fotokopisi, konuyla ilgili dilekçe)  100 sayfayı geçince kolay tasnifi açısında hepsini dosyaladım.

Uzun bir sıra bekleyişinin ardından hakim'in odasına girdik. Mahkeme duvarı gibi olmak deyiminin tam karşılığını da orada öğrenmiş oldum. Selam vererek girdiğimiz odadan hiçbir cevap duyamadık. Ne işiniz var der gibi bakan bir çift göze karşı ne yapmamız gerektiği konusunda biraz tereddütten sonra elimizdeki dosyalarla hakimin masasına yaklaştık.

Yüzünü buruşturarak baktığı dosyalar için önce hepsine tek tek gelmemiz gerektiğini mırıldandı ve sonra sustu.. Sanırım bu teklifin her seferinde sıranın arkasına geçmemiz durumunda 1 hafta alacağını tahmin etti... Fakat sanki cezaları yazan bizmişiz gibi bu kadar çok olmasının suçunu bize atmanın yollarını arıyor gibiydi. Nihayet can alıcı noktayı yakaladı : "Bu ne böyle, hepsini dosyalamışsınız, şimdi çıkartıp bunlara imza mı atacağım" dedi.  Şaşırdık. Ben hemen dosyaları aldım ve saf anadolu insanı babamın birşey söylemesine fırsat vermeden "tamam hakim bey, ben çıkarırım siz imzanızı atın" dedim. Az çok bürokrasiyle ilişkim olmuştu ve buna çok uzak olan babamın hiçbir lafı esirgemeden söyleyeceğini tahmin etmem zor değildi. Ben dosyaları çıkarıp hakim imzalarken söylenmeye başladı yeniden mırıltıyla ve işlerin koptuğu an, babamdan bir laf duyuldu :"Hakim bey, bu kadar konuşacağına imza atsaydın 5 tane daha imzalardın!".

Bir an sessizlik ve hakimden nihayet bir hareket; ilk olarak babama baktı, karşısında kendinden emin, hakimin insan olması dışında diğer insanların verdiği statünün hiç de önemi olmadığı için bununla ilgili hiç bir endişesi bulunmayan bir yüz. İkinci olarak bana baktı, babamın söylediği lafın gediğe ne güzel oturduğuna sevinmiş mütebessüm bir yüz. Sonra kendi yüzünü düşündü muhtemelen, bütün şaşaa ve üstünlük zannı yerle yeksan olmuş mağlup bir savaş komutanı!

Sessizliği nihayet bozdu ve yanındaki (bilmiyorum ne deniyor kendilerine) yaverine "polisi çağır" diye titrek emredici bir ses. Yaver fırladı ancak hakim imzalamaya devam etti. Sanırım ilk kez karşılaştığı bu tepkiye karşı ne yapması gerektiği konusunda antremanlı değildi. Polis ve yaver dönmeden bizim imzalar bitmişti. Dosyaları toparladı ve elime tutuşturup "yandaki sekreterliğe verin" dedi yüzümüze bakmadan. 

Hikayenin biraz daha devamı var ancak olaysız şekilde bitiyor, bu yüzden ayrıntıları atlıyorum. Benzer gördüğüm haberi de aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

-------------------------------------------------------------


Son günlerde çok tartışılan yargıdaki keyfi uygulamalara bir yenisi Rize'de eklendi. Asliye ceza hakimi, kalem odasında beklerken tartıştığı öğretim görevlisini, ayağa kalkmadığı için tutuklatarak ceza evine koydurdu.

Alınan bilgiye göre,babasının bir davada yargılanıp beraat etmesi üzerine Pazar Adliyesine giden Bilal Bekar (30), Asliye Ceza Mahkemesi Kalemine giderek babasının yargılandığı dava kapsamında el konulan av tüfeğini almak için ne yapması gerektiğini sordu.

HAKİMDEN 'OTURMA, AYAKTA BEKLE' TALİMATI

Bu sırada Kalemde bir davanın kararını yazdırmakta olan Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi M.B, Bekar'dan oturmamasını, ayakta beklemesini istedi. Bunun üzerine hakim M.B. ile öğretim görevlisi Bekar arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine hakim M.B, kendisine hakaret ettiği iddiasıyla Bekar'dan şikayetçi oldu.

Pazar Sulh Ceza Mahkemesinde Bekar'ın tutuklanması istemiyle dava açıldı. Görülen davada mahkeme, tutuklama istemini reddetti. Bunun üzerine savcılık, Rize Ağır Ceza Mahkemesinde karara itiraz etti. Rize Ağır Ceza Mahkemesi de isteği yerinde  bularak Bekar'ın tutuklanmasına karar verdi. Bekar, karar gereğince tutuklanarak cezaevine konuldu.

Bekar'ın avukatı olan Rize Baro Başkanı Ateş Hatinoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, müvekkilinin tartıştığı hakim M.B. ile ilgili olmayan bir konu için adliyeye gittiğini belirterek, ''Hakim, müvekkilimin kalemde oturmasından rahatsız olmuş. Ayağa kalkmasını söylemiş. Müvekkilim, kendisine bu şekilde davranmaya hakkı olmadığını söylemiş'' dedi.

Tartışmanın bir davayla ilgili veya M.B'nin hakimlik göreviyle ilgili olmadığını ifade eden Hatinoğlu, verilen tutuklama kararının haksız olduğunu, bu nedenle Trabzon Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklamaya itiraz ettiklerini kaydetti.

Av Mevsimi filmi hakkında...

Geçen gün başrollerini Şener Şen ve Cem Yılmaz'ın oynadığı bunların dışında Çetin TekindorMelisa SözenOkan Yalabık gibi isimlerin de rol aldığı AV MEVSİMİ filmine gittim. Genelde hüsranla sonuçlanan Türk Filmi seyirlerimin aksine bu sefer  "sanırım ilerleme olmaya başladı" dedirtecek bir seyir oldu.

Türk sinemasının nadir polisiye eserlerinden olan bu film'de konu işleyinişinin spesifik tutulan yönü, basitleştirilmemiş (daha da karmaşık olabilirdi) akıl oyunları ve olaylarla uyumlu olan ortam ışıklandırmaları, kamera açıları gibi birçok nokta eskilere nazaran çok daha iyi düşünülmüştü.

Ancak film boyunca kendinden emin iş adamını oynayan, akıl oyunlarında ustalığıyla övünen Çetin Tekindor'un "çözümlenmesi" üzerine verdiği tepkinin biraz yavan kaldığını düşünüyorum. Bu noktada yeni bir hedef saptırmayla film biraz daha grift hale getirilebilir, öncesinde insanların yavaş yavaş sezdiği sebep-sonuç ilişkisinin yanlış olabileceği noktasında seyirci şaşırtılabilirdi.

Filmin aslından çıkıp seyretme anını değerlendirecek olursak, en büyük sıkıntı belki de seyircilerin Cem Yılmaz ismine karşı ön yargılı davranmalarıydı... Cem Yılmaz dişlerini gösterip bir dese de gülsek beklentisi tüm film boyunca hatta Cem Yılmaz vurulup da öldüğünde bile devam ediyordu... Adamcağız öldü gitti halde herkes izlenen kamera kayıtlarında "bir espri yapmış mıdır acaba" beklentisiyle olayı inceleyen polislerden çok daha dikkatliydi...

Genel itibariyle iyi bir filmdi... 10 üzerinden 7.5 veriyorum.